Kaldı, Kuzey Buz Rotasında

Kaldı, 3734 metrelik yüksekliği ile Aladağların en muhteşem ve bilinen zirvelerindendir. Tarihsel olarak da bu dağlık bölgede en çok rota açılan zirvedir diyebiliriz. Şimdi, bu güzel dağın bir buz tırmanış rotasına gidiyoruz!

 

Ne zamandır Antalya’nın dağlarında tırmanışa dalmış, çok sevdiğimiz Niğde-Aladağlarımızı ihmal etmiştik derken, mayıs ayında Trabzonlu dostlarım Dr. Serdar Topaloğlu ve Hüseyin Adanur ile Aladağların en yüksek 3. zirvesi olan Kaldı’ya, kuzey buzul kulvarı rotasına gideceğimizi hatırladım. Ankara’da buluşup yola çıktık; istikamet Niğde ve Çamardı! Bu yıl baharda yağan bol karın sonucunda dağlarda kar çoktu ve her yerde müthiş buz koşulları vardı.

tunc_findik_aralik_2

Hava raporuna göre hareket ediyorduk  ve aslında bir hafta kalmayı planlamışken, havanın buna izin vermeyeceği de kendini belli ediyordu; bu hafta tüm yurda kötü hava hakimdi. Sırtımızda kamp ve tırmanış yükü ile tıka basa dolu ağır çantalarımız, Güney Aladağların Emli Boğazı ormanının ölmeye yüz tutan çam ve sedirleri arasından bu hale üzülerek geçtik; kamp yerimiz 12 kilometre yürüyerek vardığımız Sıyırma Boğazı içinde, 2400 metrelerdeki Çoban Hüseyin Kampı olarak tanımladığımız yer idi. Bu bol karlı bahar zamanına has olarak yakından nefis bir dere akıyordu ve her yer farklı renklerde çiçeklerle bezeliydi; normalde çok kurak ve boz olan Aladağlar için harika bir farklılık. Çadırımızı kurduk ve ocakta pişirdiğimiz güzel bir çorba, makarna ve bolca çay üzerine uyku tulumlarımızın ılıklığına çekildik. Kaldı karşımızda günün son ışıklarıyla şahane parlıyordu, buzlu ve mağrur.

tunc_findik_aralik_3

11  Mayıs sabahı erkenden kampı terk ettik ve henüz ortalık gölge ve soğukken Kaldı Kuzey Buzul Vadisi’ne girdik. Kaldı’nın geniş kuzey yüzü altından, iyice buzlanmış ve sert kar üzerinden geçerek 3000 metreden başlayan buzulun tabanına 2 saatte ulaştık. Buzuldaki kar-buz durumu çok iyiydi. Kaldı’nın kuzey buzul kulvarı çok sefer tırmandığım bir rotadır; yazın ve kuru dönemde şiddetli taş düşmesi sebebiyle tehlikeli olan bir güzergahtır. Buzul kulvarı dediğime bakmayın; 3500 metrede Kaldı klasik rotasının platosuna birleşen bu miks (kar-buz-kaya karışık tırmanış tekniği gerektiren) rotanın ilk kısmı 45-60 derece eğimli kar-buz kulvarı, ikinci kısmı ise çürük kayada bazen dik etaplarda III, III+ derece tırmanıştır. Bu dik rotada emniyet imkanı genelde çürüklükten dolayı sorunludur, en iyisi bu rotayı sert buz ve donmuş şelale oluşumu varken, baharda tırmanmaktır. Ayrıca bu durumda, rota girişindeki büyük ve geniş buzul çatlağı da etkin şekilde kapalı olur ve üzerinden kolay geçilir (zira bu etapta, geçmişte birden çok sayıda ölümlü kazalar olmuştur). İşte şimdi ideal koşullar hakimdi: kar ve buz dünyası!

tunc_findik_aralik_4

Tırmanış, başından itibaren zevkliydi, kulvarda alabildiğine buz vardı ve kulvar ağzına girişten itibaren çift buz aletiyle tırmanışa devam ettik. Önceleri 200 metre kadar buz kulvarı olarak devam eden rota, sonrasında 100 metre kadar kaya ve miks (M3+) etaplar verdi ve iki yerde dikey donmuş şelale etabı (WI3+, M3+) olması işimizi şenlendirdi. Şans eseri kaya sikkelerini evde unutunca tüm rotayı (bu çürük kayada!) sadece takoz ile emniyete almak da ayrı bir ‘challenge’ oldu sanırım. İp boyu ip boyu yükseliyorduk; artık rota altımızda kalmaya ve perspektif değişmeye başlamıştı. Hava, böyle bir günde olması gerektiği gibi soğuktu.

tunc_findik_aralik_5

Böylece son bir dik kar-buz kulvarını kramponlayarak Kaldı’nın 3500 metredeki zirve geniş platosuna çıktık ve rota fiili olarak bitti. Ancak gökyüzü, tipik bir Aladağlar bahar gününe has olarak güneyden amansızca ve çok hızlı bastıran yoğun kümülonimbus bulutları ile kaynayan bir kazandı adeta. Kaldı’nın klasik rotasından yürüyerek, basit tırmanışla bu güzel  zirveye mi çıksaydık, yoksa kaçmalı mıydık? Çünkü bu hava kesinlikle yıldırım ve şimşek getirecekti. Dağlarda doğru kararı hızlı almak, yaşamın uzunluğu ve sağlık için şarttır. Yıldırımla kül olmak istemiyorsak orada bir an bile durmamamız gerektiğini hepimiz biliyorduk, zira şimşek ve yıldırım bizim için güney ormanlarından yola çıkmıştı bile!

tunc_findik_aralik_6

234 metre yukarıdaki zirveyi unutup batıya, inişte kullanacağımız rotayı kesen Kaldıbaşı’nın zirvesine ve ünlü Avcıbeli geçidine giderek artan tipi ve yağış içinde, uzaktan uzağa gök gürültüsü eşliğinde, bazen ip açarak inmeye devam ettik. Kararımız doğruydu, yıldırımlar artık zirvede patlıyordu, ancak yine de bize hızlı ve kolay kaçış yoktu; derin ve batak, bazen bele kadar batan kar bizi yavaşlatıyordu. Ve sonunda beklenen oldu, bu yüksek sırtta çakan şimşek ve yıldırımlar arasından, ışık ve sesi aynı anda görüp duyarak, ozon kokusu ve vınlayan metaller (kazma-kramponlarımız) ile Avcıbeli geçidinin yan boğazından zor kaçtık. Kar, sulusepken ve yağmur içinde, bulutlarla karanlıklaşmış Direktaş Boğazı’ndan inip, Kocadölek çanağından tekrar yukarı tırmanışla Sıyırma Boğazı’ndaki çadırımıza akşam olurken vardığımızda, artık 12,5 saattir hareket ediyorduk.

İşte bir Kaldı çıkışı…

 


 

Bu yazı AdrenalinGo Türkiye’nin Aralık sayısında yayımlandı. Dergiye abone olmak için tıklayın!